Buzdaki Denge

Bir kutup ayısı, Alaska, North Slope’taki Beaufort Denizi kenarındaki bir Grönland balinası leşinden besleniyor. Biliminsanları bu tip bir besin kaynağının türün hayatta kalmasında oynayabileceği rolü tartışıyor.

Balina eti, kutup ayılarının ısınmadan sağ çıkmasına yardımcı oldu. Ancak günümüzde, balina leşlerini mideye indirmek soylarının tükenmesini engellemeye yetmeyebilir. Kurtuluş ancak deniz buzunun kurtarılmasıyla mümkün.

Kutup ayılarının hızla ısınan dünyamızda karşılaştığı risk ortada: Ursus maritimus Kuzey Kutup Bölgesi’ndeki, yağ oranı yüksek fokları –genelde halkalı fokları– avlamak için platform olarak kullandığı deniz buzuna büyük gereksinim duyuyor. Ancak iklim değişikliği Kuzey Buz Denizi’ndeki deniz buzunun daha geç oluşup daha erken erimesine neden oluyor.

1979’dan 2014’e gelene kadar, Kuzey Kutup Bölgesi’ndeki 19 kutup ayısı alt popülasyonundan 17’sinin deniz buzundan faydalanabildiği gün sayısı her on yılda 7 ila 19 gün düştü. Deniz buzunun 1990’lara kıyasla yaklaşık 36 gün daha az görüldüğü Beaufort Denizi bölgesinde, biliminsanları kutup ayılarının karada –deniz buzuna bağımlı avlarından uzakta– 36 gün daha fazla geçirdiğini keşfetti. Daha az deniz buzunun bir sonucu olarak bazı ayılar küçülüyor, daha az yavru sahibi oluyor ve daha kısa ömürler sürüyor.

Biliminsanları, deniz buzunun keskin azalışı sürdükçe bu tehdidin daha kötüye gideceği yönündeki tahminlerini uzun zamandır dile getiriyor. Kutup ayıları bu yüzden Nesli Tehlikede Olan Türler Kanunu kapsamında koruma altında.

Ancak Kuzey Kutup Bölgesi’nin yukarı kesiminde yaşayan kutup ayılarının, boz ayılardan 152 bin veya daha fazla yıl önce ayrıldıklarından beri bazı kayda değer sıcak dönemleri atlattıkları apaçık ortada. Peki bu yırtıcılar nasıl hayatta kaldı? Belki de daha önemlisi, bunu tekrar yapabilirler mi?

Washington Üniversitesi’nde kutup ayıları üzerine çalışan biliminsanı Kristin Laidre ve bazı meslektaşlarının Frontiers in Ecology and the Environment’ta yayımladığı yeni bir araştırmaya göre bu sorunun yanıtı, bu devasa beyaz avcıların neredeyse kesinlikle, foklardan çok daha büyük deniz memelilerinin –yani balinaların– ölüleriyle daha sık beslenen daha iyi leşçiller hâline gelmiş olduğu.

Büyük, ölü balinalar Kuzey Kutup Bölgesi’ndeki bazı kıyılara düzenli olarak vuruyor. Laidre, bunun muhtemelen kutup ayılarına geçmiş buzularası dönemleri atlatmaları için yeterli yardımı sağlamış olduğunu ortaya koyuyor.

Ne yazık ki bu yöntem bir kez daha başarılı olamayabilir.

“Küresel bir ölçekte, büyük balinaların karaya vurmasının kutup ayılarını deniz buzu kaybının etkilerinden koruması olası değil.”

Ve bunun suçlusu biziz.


Kanada, Manitoba’daki Hudson Körfezi’nde, bir kutup ayısı yavrularını izliyor. Körfez kutup ayıları ile ünlü ama popülasyon düşüşe geçmiş. [Fotoğraf: Tom Murphy]

Ziyafetten açlığa

Karada yaşayan kuzenlerinin aksine kutup ayıları yemek konusunda seçici davranıyor. Boz ayılar yağlı somonları mideye indiriyor olabilir ama aynı zamanda meyve ve böcek de yiyorlar. Kutup ayılarının ise hayatta kalmak için bol miktarda yağa ihtiyacı var. Ara sıra bir narval veya beyaz balina yakalasalar da yemek için büyük oranda foklara bel bağlıyorlar ve bir ay içerisinde altı buçuk foktan fazlasını yiyebiliyorlar.

Yazar Stephen Leahy ritüellerini bu yıl National Geographic’te anlatmıştı. “Ayılar, fokların deniz buzundaki koni biçimli nefes deliklerinin başında saatlerce bekliyor. Bir fok nefes almak için yüzeye çıktığında, ayı arka bacakları üzerinde kalkıyor ve foku sersemletmek için var gücüyle ön patilerinin ikisiyle birden kafasına vuruyor. Sonra da boynundan ısırıp onu buzun üzerine çekiyor.”

Ancak Laidre, kutup ayılarının açlığa dayanmakta da son derece etkileyici olduklarını söylüyor. Dişiler –hamileliklerinin sonlarında ve yavrularını emzirirken bile– hiçbir şey yemeden sekiz ay kadar dayanabiliyor. Bu yüzden tıkınabildiklerinde tıkınıyor ve gerisini saklıyorlar.

Ve karada daha çok zaman geçirmeye başladıklarından beri, ölü gri balina veya Grönland balinası yerken görülebiliyorlar. “Büyük balinalar devasa birer yağ ve protein paketi; okyanusta bulunan en büyük organik madde paketleri,” diyor Laidre. “Eğer bir sahilde mahsur kalmış, buzun donmasını bekleyen bir ayıysanız, karaya vuran büyük bir balinaya erişiminiz olması işleri değiştirebilir.”

Düşünün: Bir balinanın vücut kütlesinin yarısı veya daha fazlası yağ ve etten oluşuyor. Bir gri balina, bir ayıya 420 halkalı fok kadar besin sağlayabiliyor. Ölü bir Grönland balinasının besin değeriyse 1300 foka yakın.

Laidre’in ekibinin bulgularına göre başka bir deyişle, 120 gün boyunca tipik bahar diyetlerini sürdüren 1000 ayı 26 bin 400 fok yiyor. Ancak yalnızca yirmi Grönland balinası yiyebilirler.

Bu yüzden, Laidre ve meslektaşları kutup ayılarının bitmez tükenmez iştahlarını balinalara yöneltmesinin ne kadar mümkün olduğunu –ve mümkün olmuş olduğunu– saptamak üzere kolları sıvamış ve bunu günümüzde yapmalarının geçmişe kıyasla muhtemelen daha zor olduğunu keşfetmişler.


Svalbard’da, bir fotokapana yaklaşan kutup ayısı farkında olmadan kendi otoportresini çekiyor. [Fotoğraf: Paul Nicklen]

Yeterince ölü balina var mı?

Ekip, başta Rusya’nın en doğusundaki Çukotra yakınlarındaki Çukçi Denizi ve Norveç’in Svalbard takımadası olmak üzere kutup ayılarının balina leşlerinden en düzenli olarak beslendiği yerler gibi gözüken bölgelerde yapılmış geçmiş araştırmaları, ölçümleri ve gözlem notlarını gözden geçirmiş. İki yerde de rüzgârlar, okyanus akıntıları ve sahil topografyaları doğal yollardan ölen Grönland balinaları ile gri balinalarının karaya düzenli olarak vurmasına uygunmuş ve leşlerle beslenen kutup ayılarına dair kayıtlar onlarca yıl öncesine gidiyormuş.

“Bu leşler bazı bölgelerde oldukça düzenli olarak beliriyor ve bir nebze de olsa tahmin edilebilir bir besin kaynağı oluşturuyorlar,” diyor Laidre.

Ama Grönland’ın kayalık sahili gibi başka yerlerde balina leşlerine erişim kısıtlı. Ayrıca, birçok bölgede leşler düzenli olarak görülemeyebiliyor.

Daha da önemlisi, günümüzdeki balina sayısı, insanların onları ticari olarak avlamasından önceki tahmin edilen sayılarının yanında oldukça ufak kalıyor. Küresel olarak bazı popülasyonlar kendilerini toparlamış olsa da endüstri ve gemicilik balina sayılarının düşük seyretmesine katkıda bulunuyor.

“Tarih bize büyük balina popülasyonlarının bugün olduklarından çok daha büyük olduğunu söylüyor,” diyor Laidre. Bu yüzden balinalar kutup ayılarına geçmiş sıcak dönemlerden paçayı sıyırmalarında yardımcı olmuş olsa da bunun tekrar gerçekleşebileceğine işaret eden pek bir şey yok.

Araştırmanın bir parçası olmayan, ABD Jeolojik Araştırması ile Alaska’da bulunan kutup ayısı biyoloğu Todd Atwood da bu görüşe katılıyor.

“Kutup ayısı biyologlarını zorlayan şeylerin büyük bir kısmını ayıların diyetlerindeki esnekliğin boyutunu kavramak oluşturuyor,” diyor Atwood. “Bu bize ayıların halkalı fokların yokluğunda faydalanıyor olabileceği potansiyel enerji yararları hakkında bir fikir veriyor.”

Bugünlerde, insanların geçimlerini sürdürmek için hâlâ Grönland balinası avladığı bölgelerde, kemik yığınları sıklıkla kutup ayılarını çekiyor.

“Sonuç olarak insan kaynaklı bir yardım oluşuyor,” diyor Atwood. “Kutup ayıları, Grönland balinalarına aksi takdirde sahip olmayacakları düzenli bir erişime kavuşuyor.”

Ama tabii ki o balinalardaki yağın ve etin büyük kısmı çoktan alınmış oluyor. “Ve Laidre’in araştırmasının verdiği mesaj, aynı zamanda deniz buzu kaybı hakkında bir şey yapamıyorsanız bunun geçici bir yarabandından fazlası olmadığı,” diyor Atwood.

Laidre bunu daha dobra bir üslupla söylüyor: “Eğer etrafta kutup ayıları olmasını istiyorsanız deniz buzuna ihtiyacımız var ve deniz buzu kaybı da bizim faaliyetlerimiz ve fosil yakıt emisyonumuzla yakından bağlantılı.”

Yorum Yaz

Toplam Yorum: 0

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.